İmam Cafer Sadık ve Caferi Mezhebi Üzerinde Görüş ve Düşünceler..

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

İmam Cafer Sadık ve Caferi Mezhebi Üzerinde Görüş ve Düşünceler..

Mesaj tarafından özlem Bir Cuma 17 Nis. - 16:11:16

Önce şunu belirtmek gerekir: Yukarıda kısaca değinilen Sünni ve Şii fıkıh okullarına adları verilmiş İslam hukukçuları ve bilginlerinin hiçbiri kişisel olarak bir mezhep (Arapça zahab’dan çekilen mezhep sözcüğü ‘tutulan-gidilen, izlenen yol; inanç ve felsefede okul’ anlamındadır) kurma çabasında bulunmamıştır. 8. yüzyılın ilk yarısından 9.yüzyılın ortalarına kadarki yüzyıllık dönem içindeki halifelik yönetim çevresi, askeri aristokrasilerin ve etkili büyük toprak sahiplerinin siyasal ve toplumsal çıkarları doğrultusunda mezhepler geliştirilip kurallara bağlanmıştır. Bu iktidar ve büyük çıkar güçleri değiştikçe onların tuttukları mezhebin yükselişi ve egemenliği sağlanmış. Bunların tuttuğu mezhebin yeni bilginleri yetişerek gelişmeleri tamamlamıştır. Ortodoks Şii İmamiye de aynı süreçlerden geçerek, özellikle 9.yüzyılın ortalarından itibaren (büyük Şii vezirler, eyalet valileri, askeri komutanlar yetiştirip) iktidara ortaklık yapabildiği sürece yetişen Şii bilginler aracılığıyla gelişmesini sürdürdü. Ama asıl İmamiye’yi mezhep olarak kurumlaştıran 10.yüzyılın başlarından itibaren güçlü Şii Nevbahti ailesi içinde yetişen bilginler oldu. Onların iktidara yakınlığı ve halifelikle uzlaşıya girmiş olmaları kurumlaşmayı sağladı. Şii Buveyh Oğuları’nın Bağdad’da iktidarı ele geçirmeleriyle İmamiye daha da güçlendi. İmam Cafer Sadık’ın gizli yürüttüğü Batıni Şiilik tamamıyla yeraltına çekilmiş, yaşama mücadelesi verirken; Caferin takiyesi, yani görüntüdeki açık dinsel uygulamaları İmamiye mezhebi olarak İslam tarihinde yerini aldı.
Oniki İmamcılığa düşünsel çehresini verenler, bir devlet adamı olan Abu Sehl İsmail bin Ali en-Nevbahti (ö.923) ve aynı aileden Kitab Firaku’ş-Şia’nın yazarı al-Hasan bin Musa en-Nevbahti olmuştur. (Prof. Dr. W.Montgomery Watt, İslam Düşüncesinin Fikri Teşekkülü, Çev.Prof.Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, 2.Basım, İstanbul, 1998, s.338-343)
Malikiler ve Hanbelilerin İmam Cafer Sadık ve Caferi Düşmanlığı
Geniş biçimde Maliki Sünni mezhebinin yaygın olduğu Kuzey Afrika’da ulema arasında (özellikle) Şiiler ve Vahhabi Hanbelilerle çekişme ve tartışma yaşanmaktadır. Şeyh Ahmet Al-Tijani (1739-1815) 18.yüzyılın ikinci yarısında Cezayir’de kurduğu ve Sudan dahil kuzey ve kuzey batı Afrika ülkelerinde yayılmış bulnan Tijani tassavufi tarikatı ılımlı Şiizme yakın, daha doğrusu Ehlibeyt ve İmamlara çok yakın durmaktadır. Tunuslu Tijani yazarlardan al-Tijani Samavi’nin, birçok dinsel, mezhep ve tarikat web sitelerinde tamamı yayınlanmış ve hakkında pek çok karşıt-eleştiri yazısı bulunan, “Then I Was guided” (Böyle Yetiştirildim ya da Bana böyle yol gösterildi?) kitabı bu konuda ilgimizi çekti ve onu inceledik. Kitapta Muhammed’in sahabileri, özellikle Ebubekir, Ömer, Osman , Talha, Zubeyr, Muaviye vb.nin çok eleştirildiği ve Peygamberin getirdiği İslamın tüm kurallarının onlar tarafından değiştirildiğinin eski Sünni ve Şii yazarların anlattıklarıyla belgelemesi; ayrıca onların eski, İslam öncesi inançlarına döndüklerini iddia etmesi Sünni ulemayı çileden çıkarmış; Al-Tijani’yi eleştirilerinde, kendisiyle birlikte Şii inancına da hakaretler yağdırmışlar.
halid Askalani tarafından “Indeed, You Have Misguided” (Doğrusu, Yanlış Yetiştirilmişsin) adını taşıyan bir karşı kitap yazılarak onun iddialarını eleştirinin ötesinde saldırı biçiminde yanıt verilmiş. Ansar Al-Huseyin tarafından bu kitabın bazı bölümleri İngilizce olarak çeşitli Web sitelerinde bulunmaktadır. Al-Tijani Samavi’nin , yirmi beş yaşlarında Necef Şii topluluğu önderi al-Sayyid al-Khui ve Şii bilgini al-Sayyid Muhammed Bakır al-İbn Sadr’ın dinsel eğitim verdiği bir Necef Şii Okulu öğrencileryle tartışırken, onların(dolayısıyla hocalarının) Caferilik ve diğer mezheblere ait görüşlerini içeren bir paragrafı ele alıp ona karşılık veren Askalani’nin kitabından Ansar Al-Husain’in (aynı yazı Abu Suleyman adıyla da verilmiştir) Arapçadan çevirdiği İngilizce metni Türkçeye aktardık. Aşağıya aldığımız bu kısa yazıda, aynı zamanda Maliki’lerin Caferilik hakkındaki düşüncelerini bulmaktayız. Khalid Askalani’nin kitabından alınan bu bölüm, “Answering Al-Tijani In His Claim that Four Sunni Imams learned Knowledge From Imam Jaffar Al-Sadıq” (Al Tijani’nin dört Sünni İmamının, İmam Cafer Sadık’tan ilim öğrendiği iddiasına yanıt) başlığını taşımaktadır:
“Al-Tijani, kitabında bazı çocuklarla yaptığı tartışmayı anlatıyor:
‘ Oğlanlardan biri bana sordu, ‘Tunus’ta hangi Mezhep izlenilir?’. ‘Maliki Mezhebi’ dedim, genç çocuklardan bazıları güldüklerini farkettim, ama fazla önemsemedim. Bir soru daha sordu: ‘Caferi Mezhebini bilirmisin?’ ‘Hayır, dedim, bu benim için yeni bir isim. Ben dört mezhep bilirim ve onlardan başka İslamda mezhep yoktur.’
‘Benim yanıtım üzerine o güldü ve, ‘Caferi mezhebi İslamın özüdür. İmam Abu Hanifa’nın ondan ders aldığını, ilim öğrendiğini ve Abu Hanifa’nın, o iki yıl olmasaydı al-Numan bin Sabit mahvolacaktı, dediğini biliyor musun?’ Ben sessiz kalıp, yanıtlamadım. Çünkü daha önce hç duymadığım bir adı duymuş; fakat onların İmam Cafer Sadık’larının İmam Malik’in öğretmeni de olmadığına şükretmiştim; çünkü biz Hanefi değil, Malikiyiz. Oğlan konuşmasını sürdürdü: ‘Dört mezhep kurucusu birbirinden ders aldı; yani Ahmed bin Hanbal al-Şafii’den, al-Şafii Malik’ten, Malik Abu Hanifa’dan, Abu Hanifa da İmam Cafer Sadık’tan bilgi öğrendi; işte bunun için onları hepsi, büyük büyük dedesi Tanrının Elçisinin mescidinde ilk İslam Üniversitesini açmış olan İmam Cafer İbn Muhammed’in öğrencisiydi. İmam Cafer’e dörtbin kadar hadis uzmanı ve fıkıhçı öğrencilik yaptı.’
“İddiaları yanıtlıyorum: Abu Hunayfah’nın (Hanifa) yaşamı hakkında birşeyler okumuş olan herhangi bir kimse bilir ki, onun Cafer Sadık’ın öğrencisi olduğu bir yalandır. Bilinen ve meşhur olan Abu Hanifa’ın döneminin en büyük bilginlerinin bazıları tarafından eğitim aldığıdır ve özellikle onun öğretmenlerinden en seçkini İsmail bin Hammad Abu Süleyman al-Kufi’ydi. Bunlara ek olarak Abu Hanafi İbrahim bin Muhammed al-Muntashir, İbrahim bin Zeyd al-Nakhei, Ayyub al-Sikhtiyani, Al-Harith Rabia al-Madani, Salim bin Abdullah bin Omar bin al-Hattab’dan ve Suleyman al-Hilalay, Asım bin Kaleb gibi daha birçoklarından ders almıştı. (Abu Hanafi bütün bu kişilerin rahlesinden geçtiği halde gerçek olgunluğa ulaşamadığından dolayı yukarıdaki sözü söylemiş olmalıdır! I.K.) “Cafer Sadık Abu Hanifa’ya ders vermiş olsaydı bile, bu onun Cafer’den bilgi elde etmiş olmasından fazla bir şey değildir; yani Abu Hanifa’nın bir Caferi olduğu anlamına gelmez. Bundan başka bir varsayım olarak söylüyorum, Abu Hanifa’nın Cafer Sadık’ın babasının (İmam Bakır) zamanında dinsel kararlar verdiği kabul edilmektedir.(Yazarın çelişkileri rahatlıka anlaşılabilir durumda: Abu Hanifa’nın Cafer Sadık’a öğrencilik yaptığı iddiasının yalan olduğunu söyleyen kişi, onun Cafer’den bilgi öğrenmiş olmasından sözetmez. Ayrıca insan bir konu üzerinde bir varsayım, bir tahmin ileri sürerken, onun peşinen kabul edildiği ve onay gördüğünü söyleyemez. İ.K.) Ve al-Tijani’nin (kitabın yazarı kastediliyor İ.K.) dört tanınmış Sünni okulunun Caferi okulunu izlediğini söylemesi oldukça alçaltıcı, rezilce bir sözdür.”
“Ahmed bin Hanbal al-Şafii için okumadı, bir öğrenci olarak kuvvetli hadisleri kendisi için okudu, fakat onun yanında yeraldı(oturdu). Al-Şafii Malik hakkında “Al Muwti”yi okudu ve kitapta, Cafer Sadık tarafından nakledilen sadece dokuz hadis vardı. Ayrıca hiç kimse İmam Malik’in Abu Hanifa’ın öğrencisi olduğunu söylemedi, fakat Malik’in Hanifa ile çağdaş olduğunu herkes söyler.(Bu iddialara karşılık aşağıda görüşlerini okuyacağımız bir Hanefi yazar Muhammed Cemal Abdul Vahid Hanifa Kadiri, Cafer Sadık’a ve Ehlibeyt mezhebine sahip çıkıyor:“ İmam Cafer Sadık’in ilmi de sadece İmam al-Azam Abu Hanifah ve imam Malik bin Anas’da bulunabilir; dolayısıyla da, kurulmuş bir mezhebe sahibolacak, yalniz İmam Cafer Sadık’ın bu iki öğrencisidir. Şu halde, gerçek “Ehli Beyt Mezhebi”, Hanefi ve Maliki Mezheplerinin içinde yerleşmiş, yaşamaktadır. Ehli Beytle kıyaslama her ikisi içinde de gelenekseldir, etkindir. Maliki Mezhebi Cafer Sadık ile ilişkilidir. Hanefi Mezhebinin ise Ehli Beyt arasından toplam dört imam ile ilişkisi vardır. İmam Abu Hanifa,İmam Cafer Sadık’tan ilim öğrenmesine ek olarak, İmam Muhammed Bakır ve İmam Zeyd bin Ali’den bilgi elde etmiştir”diye yazmaktadır.İK).
“Şiilerin kendileri Abu Hanifa’nın,, bırakınız Cafer Sadık’ı, babasının da asla öğrencisi olmadığını ispatlayan en güvenilir kitaplarından naklederler. Onun yerine Şia, Abu Hanifa’nın kendilerinin düşmanı olduğunu ileri sürmektedir. Burada, bizim için Al-Buhari neyse, Şiilerin ona eşit gördükleri ustaları Al-Kolayni(ö.940), onların en güvendikleri “Usul al-Kafi” kitabında şunları anlatmaktadır”:
‘Sadeer anlattı: ‘ Barış onun üzerine olsun Abu Cafer’den işittim; çıkarken evin önünde durdu ve elimi tutarak şunları söyledi: ‘Ey Sadeer, halkın işi bu; onlar bu kayalara gelir ve onların çevresinde dönerler. Sonra da bize gelip, bizi velayetleri olarak tanır, yani bizim veliliğimize (inanırlar). ‘İnanan ve tövbe etmiş kimseler için en büyük bağışlayıcı benim Hayırlı iş yapanlar ve sonra itaatkar olanların(yol göstericilik yapanları) da bağışlayıcısıyım’ Tanrının sözüdür. Abu Cafer göğsünü gösterdi ve ‘yolgösterme-rehberlik bizim veliliğimizde (vilayetimizde)’ dedi. Sonra ‘Ey Sadeer!,Tanrının dinine engelolan o kimseleri sana göstereyim’ diyerek, o anda camideki halka içinde bulunan Abu Hanifa ve Sufyan al-Thuwray’a doğru baktı ve sürdürdü: ‘Allahtan bize verilmiş rehberlik-yolgöstericiliğimize ve açıkçası kitaba, Allahın dinine engel olanlar işte bunlardır. Eğer o bozguncular (pislikler?) evlerinde otursalardı (If those dirts sat in their houses), o zaman, Ulu Tanrı ve onun Peygamberi hakkında onlara anlatacak birini bulmak durumunda kalan halk bize gelecekti. Ve onlara, Tanrıyı ve Peygamberi biz anlatacaktık.’ “Ve Al-Tijani (Samavi)’nin Cafer Sadık’ın dört binden fazla hadis uzmanı ve hukukçu yetiştirdiğini söylemesine gelince, bu çok normal birşeydir derim. Şianın naklettiği şu bilgiye bakılırsa(!), neden olmasın?:
Kentin çevresinden gelen bazı insanlar, kendisiyle görüşmek için Cafer Sadık’tan izin isterdi. Al-Sadık da onların yanına girmesine izin verirdi. Böylece o insanlar huzuruna girer, ona sorular sorup bilgilenirlerdi. Bir keresinde bir oturumda otuz bin soru sorulmuş kendisine; (barış üzerine olsun) o henüz on yaşındayken bunların hepsini yanıtlamıştı.’
O zaman bu bilginlere nisbeten dört Sünni İmamının ilminin değerinin ne olduğu (bellidir)!…”
Khalid Askalani’nin son verdiği örneğin yorumu ve bilgisinin değerine saygısızlık, Cafer Sadık’a karşı küçültücü, hatta düşmanca yaklaşımdır. Oysa Maliki mezhebinin Malik bin Anas’ın Ehlibeyte yakınlığı, dahası onun 762 yılında İmam Hasan’ın torunlarından Muhammed ve İbrahim kardeşlerin başkaldırılarını onaylaması yüzünden Abbasi yönetimi tarafından üçyüz kırbaç cezasına çarptırıldığı tarihsel olarak bilinmektedir.
Kolayni’nin Usul al-Kafi yapıtından verilmiş bir önceki alıntıda Cafer Sadık’ın öfkesine bakılırsa, al-Hanifa iki yıl derslerine katıldığı hocası Cafer Sadık’tan uzaklaşmış, hatta ona ihanet etmiş sayılmaktadır. Anadolu Alevi-Bektaşi inanç topluluğu arasında elden ele dolaşan ve çok önemsenen, Ehlibeyti anlatan bir başka Şia kitabı “Tam Hüsniye”de rastladığımız Abu Hanifa’ya ilişkin anlatılanlar da bunu onaylıyor. Kitap,Cafer Sadık’ın evinde ve onun eğitimi altında büyümüş güzel bir köle kız (cariye) olan Hüsniye’in Halife Harun al-Raşid’in (786-789) huzurunda dönemin Sünni bilginleriyle Muhammed, Ali, Sahabiler, Kuran, Ehlibeyt ve onların hakları üzerinde tartışmalarını içermektedir. Olasılıkla 1950’li yıllarda basılmış ‘Ayyıldız Kitabevi’ yayını olan kitabın 193.sayfasında Hüsniye, Hanifa’nın öğrencisi ve Hanefi mezhebinin kurallarını oluşturarak kuruluşunu tamamlayanlardan olduğu bilinen Abu Yusuf’a şu sözleri söylemesi düşündürücüdür.
“Ey Ebu Yusuf, Resul’un Ehl-i Beyti hakkında söylenen faziletleri işittin ve inkar da etmiş değilsin. İtikat ettiğiniz imam ve halifelerle hadisçilerin ve tefsircilerin dahi hareketlerini, işlediklerini işitip bildin. Ebu Hanife, ‘Ehlibeyt-i Resul tarikatına salik olanlar rafazi ve şiadırlar onların katli helal (herhalde vacip olmalı İ.K.) ve malları helaldır, diye fetva verdi. Eğer o mezhepten tövbe etseler bile, yine şer’an had vurulup o vakit cenazesine namaz kılınır.’ …bu fetvayı hangi ayet ve hadislere tatbik ederek vermiştir? Bu fetvadan nice fitneler meydana gelip, kıyamete kadar nice adamların öldürülmesine sebep olmuş. Kendisi dahi lanet kazanmakla dünya ve ahiretten kovulmuştur”
Acaba Cafer Sadık’ın Abu Hanifa’ya bu kızgınlığı ve onun da -baskı ve işkenceyle yapmışsa bile ki öyledir- Ehlibeyt yandaşları için verdiği fetva, acaba ikisi arasındaki siyasal görüş farklılığından olabilir mi? İmam Hasan’ın torununun oğlu Muhammed an-Nafs az-Zakiya ve kardeşi İbrahim’in Alisoyluların siyasal önderi olarak harekete geçmeleri ve 762 yılında Abbasi yönetimine karşı Medine ve Basra’daki yenilgi ile sonuçlanan başkaldırılarını İmam Cafer onaylamamış, buna karşı Abu Hanifa ve Kolayni’de adı geçen diğer Sünni bilgin al-Sufyan ise onların tarafını tutmuş halkı Muhammed’i desteklemeye çağırmışlardı. Amcası Zeyd (743) ve oğlu Yahya’nın (744) başkaldırı hareketlerinden uzak kalmış olması, ayrıca beş yıl sonra (749) Abbas soylu İbrahim adına çalışmış olmasına rağmen Abu Muslim’in kendisine önerdiği halifeliği “sen benim seçtiğim adam değilsin” diye geri çevirmesinden beri, zaten İmam Cafer Sadık’ın siyasal pasivizmi bilinmektedir. Buna karşılık Abu Hanifa’nın Zeyd ve Yahya hareketlerini de tuttuğu tarihsel gerçekler arasındadır. Onun Muhammed ve İbrahim kardeşlere de destek vermiş olması, bu büyük ama iyi planlanmamış başkaldırıların bastırılmasının ardından tutuklanmasına neden oldu. Bize göre, ömrünün son yıllarını Abbasi zindanlarında geçiren ve orada ölen (767) Abu Hanifa, yönetimin istekleri doğrultusunda işkence altında bu tür bir fetva vermiş olabilir.
avatar
özlem

Mesaj Sayısı : 490
Kayıt tarihi : 17/02/09

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz