Seyit Ali Sultan (Kızıldeli)

Aşağa gitmek

Seyit Ali Sultan (Kızıldeli)

Mesaj tarafından özlem Bir C.tesi 11 Nis. - 19:31:14

Seyit Ali Sultan (Kızıldeli)

Seyid Ali Sultân (Kızıldeli) ve Dergâhı



1380'lere uzanan tarihiyle erken dönem Balkan Alevîliği'nin oluşmasında çok etkin bir isim olan Seyid Ali Sultân (Kızıldeli), sadece Balkanlar'da değil, Anadolu'da da çok önemli bir inanç önderidir. Kendisinin kurduğu ve kendi adıyla ölümsüzleşen dergâhı, dünyanın en önemli Bektâşî dergâhlarından birisi olduğu gibi, günümüze kadar gelebilmiş, iyi korunmuş ender dergâhlardandır.


Seyid Ali Sultân, bugün Yunanistan sınırları içinde kalmış Dimetoka (Didymetikon) yakınlarında bir yerde dergâhını kurup da, çerağlarını uyandırırken belki de kendinden altı yüz yıl sonra bile bu kadar sevileceğini, anılacağını bilmiyordu. Kendisinden sonra burada Alevî İslâm inancının da çok önemli simalarından Pir Balım Sultân'ın ve birçok ozanın bu dergâhtan çıkacağını öngörmese de, burayı bir inanç ve kültür merkezi yaparak, Alevî İslâm tarihinde müstesna yerini almış oluyordu.


Bizler, Ahmet Hezarfen'in 1412 yılından başlayarak 1900'li yıllara kadar uzanan bir zaman çizgisinde bu dergâhın tarihinde çok önemli bir yer edinen bazı önemli olayları, belgeleriyle okuyarak Alevî-İslâm inancıyla ilgili değerlendirmelerimizi bile yeniden gözden geçireceğiz.


Osmanlı'nın ilk kuruluşuna hakim olan anlayışın Türkmenlere dayandığını, Osmanlı yönetiminin kendi kurucu unsurları olarak Türkmenleri, Alevî-İslâm inancından insanları ilk başlarda nasıl desteklediklerini, onların ibadet ettikleri mekânlara nasıl saygılı davrandıklarını, Arap İslâm anlayışının ülkeye hakim olmasından sonraysa, nasıl dışlandıklarını, Osmanlı'nın kendi resmi tarihini de yansıtan, Osmanlı belgelerinden anlamış oluyoruz.


1826 yılında Kızıldeli yakınında Tatar Pınarı mevkiinde "Muharrem Matemi" için toplanmaya gelenlerin tutuklanma kararını, İstanbul'da yapıldığı gibi bir uygulamanın buralarda da yapıldığını görüyoruz. Bu çalışmada tekkelerin maddi imkânlarının yanı sıra, Osmanlı'nın Bektâşîliğe kuruluşundakinin aksine önyargılı bakışının sonuçları belgeler ışığında görülmektedir.


Kızıldeli (Seyyid Ali Sultan) Dergâhı kapandıktan sonra, dergaha bağlı insanların inançlarını bütün baskılara rağmen günümüze kadar yaşattıklarını görüyoruz.


1945/1947 yılları arasında Yunan gerillalarından dolayı tam anlamıyla bölgede bir kaos yaşanmış. Özellikle Karakaçanlar adı verilen Yunanlı çobanlar tekke civarındaki köylere baskınlar yapmış, erkekleri öldürmüşler. Kızıldeli'den göç etmiş olanlar Uzunköprü'de Kavak mahallesine, Muratlı'da Yeniköy, İstanbul'da Firuzköy, Avcılar, Gaziosmanpaşa ve Zeytinburnu'na yerleşmiştir ve inançlarını yaşamaya devam etmektedirler. Ayrıca Bursa İsmetiye, Atıcılar, Uzunköprü Yeniköy, Umurca, Beyköy, Kırklareli İslâmbey köyü, Silivri Ortaköy'de Kızıldeli süreğine mensup insanlar bulunmakta: bunlar, dini hizmetlerini de Lütfü Akyurt Baba'dan görmektedirler.


1826 yılında dergâhların kapatılmasından sonra kendi evlerine çekilen insanlar bir dönem istedikleri gibi baba seçimi yapamamışlar. Bununla ilgili çok muntazam bir kayıtta elde bulunmamaktadır. Hatırladıkları isimlerden sadece Koca Lâtif Dede ile, Bektâş Ağa olarak bilinmekte, 1918 yılından itibaren ise bir kısım seyyid Ali Sultana bağlı olanlar Türkiye'ye göç etmişler, özellikle Demirköy, Muratlı, Ortaköy'e yerleşmişlerdir. O dönem Şahkulu Dergâhı'nda Tahsin Baba'dan el alarak hizmetlerine devam etmek suretiyle bu güne gelmişlerdir.


Lütfü Akyurt Baba ile yapılan görüşmenin sonucudur.


16-17 Nisan 2005 tarihinde Ayhan Aydın ve Ahmet Hezarfen tarafından yapılan Yunanistan gezisinde tekke ile ilgili resimler çekilmiş ve mezar taşlarının yukarı dergâhta korunmuş fakat aşağı dergâhta tamamen tahrip edilmiş olduğu tespit edilmiştir.


Seyyid Alî Sultân'ın Tarihsel Kimliği


Seyyid Alî Sultân'ın hayatı ile ilgili en detaylı bilgiye Doç Dr. Bedri Noyan (Dedebaba)'ın "Bektâşîlik ve Alevîlik Nedir" adlı eserinden ulaşıyoruz.


"Milâdî 1397 yılında Dimetoka'da dergâh yaptırmış, canlar uyandırmıştır. Orada Hakk'a yürümüş ve bu dergâhta sırlanmıştır. Dergâh, Kızıldeli Irmağı kenarında güzel bir tepe üzerinde kurulmuştur. Bu ırmağın adından dolayı Kızıldeli lâkabıyla anılmaktadır. Balım Sultân'ın babası Mürsel Baba da Dimetoka'ya bu dostunun yanına gitmiş, orada kendi adına bir zaviye kurmuş ve burada post-nişîn olmuştur. Seyyid Alî Sultân'ın isteği üzerine evlenmiş, bu evlilikten Balım Sultân doğmuştur. Ahmet Hamdi Zeza Paşa'nın Arapça kitabında (s. 50) da adı "Hızır Lâle Seyyid Alî Sultân" olarak yazılı olup resmin altında Seyyid Hüseyin Ata oğlu Seyyid Alî Sultân'dır. Hızır Lâle diye lâkablandırılmıştır. Doğumu 710 ve ölümü 805(1310-1402)'dir diye kaydı vardır.


Hacı Bektâş Velî vefât edince Seyyid Alî Sultân Pîr evî'nde post-nişîn olmuş, Rumeli fütûhatına katılmak için padişâh kuvvetlerine katılmış, yerine Habib Emirci'yi bırakmış akınlara girmişti. Sonraları Timur ortalığı karıştırınca Pîr Evi'ni kapatmıştı. Seyyid Alî Sultân Dimetoka'da Kızıldeli ırmağı kenarındaki dergâhında Hakk'a yürümüş, yerine Yağ Balî Baba geçmiştir. Onun vefatıyla da Balım Sultan post-nişîn olmuştur.


Bir söylentiye göre, düşünde Hz. Muhammed'den buyruk alarak Hacı Bektâş Velî'ye gelen 40 kahramandan birisidir. Hacı Bektâş Veli de Orhan Gâzi'ye yollamış ve Rumeli fethinde bunlar çok yararlık göstermişlerdir. Bu 40 kahramandan Seyyid Alî Sultân komutan: Emîr Sultân bayraktâr, Seyyid Rüstem Gâzi kadıasker ve Abdüsamed imamlık ederler. Bunlar Orhan Gâzi tarafından saygı ile karşılanmışlardır. Rumeli'nin fethinde çok büyük katkıları olmuş, oralarda açılan dergâhlarla insanların gönüllerini fethetmişlerdir.
Doç. Dr. Bedri Noyan (Dedebaba), aynı eserin 250. sayfasında "Sadettin Nüzhet Ergun, Kızıldeli'nin Bulgaristan'da Kızılcaali'de kendi adıyla ünlü dergâhta yattığını yazıyor ki, buna katılıyorum. Çünkü Kırcaali, Dimetoka'nın kuzey batısına düşer. Onun yeri hakkında Rusçuklu Zarîfî aşağıdaki beyitleriyle bilgi veriyor.


Âşıklar der sana belî
Ey sâdık-ü gerçek velî
Kırcaali'de Kızıldelî
Maksuduma irgör beni.


Sayın Murat Sertoğlu şöyle bir bilgi veriyor: "Timurtaş'ın kim olduğu meçhuldür. Hacı Bektâş Velî'nin mücerret, yani hiç evlenmemiş olduğu bir hakikatdir". Bu durumda Hazreti Pîr'in nasıl oğlu olabilir? Yine aynı yazar biraz aşağıda devam ediyor: "Seyyid Alî Sultân'ın diğer adı "Timurtaş" değil "Emir Ali Ali-yyül-a'lâ"dır, mahlası Kızıldelî'dir. Seyyid Alî ilk defa Süleyman Paşalarla Gelibolu'ya geçmiş, Dimetoka savaşlarına katılmış, I. Murat Bey ile Kosova, Yıldırım ile Niğbolu muharabelerinde bulunmuştur. Yine aynı çağda Timurtaş veya Demirtaş adında bir evliya vardır. Seyyid Alî Horasanlı Hasan Ata'nın oğlu: Timurtaş ise Hacı Bektaş Velî yolunun güzeştelerinden Taptuk İmre'nin çocuğudur".


Turgut Koca'nın yazdığı, Maârif kitaphanesi tarafından yayımlanan "Bektâşi Alevî Nefesleri" adlı eserinde şu bilgiler bulunmaktadır: "Seyyid Alî Sultan Hacı Bektâş Velî ardalarındandır. Kızıldeli adıyla ün yapmış bir Bektâşi azizidir. Horasanlı Hüseyin Ata'nın oğludur. Fütuhat erlerindendir. Hacı Bektâş Velî'nin manevi işareti ile Süleyman Paşa ve kırk arkadaşı ile Çanakkale'den Gelibolu'ya sallarla geçmiştir. Gelibolu, Çardak, İpsala, Malkara, Enez, Hayrabolu, Ferecik, Doğanca, Ergene fethinde birinci derecede yararlık göstermiştir. Bir aralık Hacı Bektâş Velî'nin göçümüne yakın, Pîr evine gelmiş, Hacı Bektâş Velî'nin ölümünden sonra posta oturmuş, fakat Murad Bey'in isteği üzerine tekrar Rumeli'ne geçmiş, Kosova savaşına iştirak etmiştir. Yıldırım Beyâzıd döneminde Dimetoka'ya göçmüştür. Göç tarihi 1401'dir. Dimetoka'nın Demirviran köyünde büyük bir tekyesi vardır. Kendisi orada gömülüdür. Yaşam öyküsünü dile getiren bir velâyetnâmesi vardır. Bu velâyetnâmeyi Gâzi Rüstem Sultan yazmıştır. Fütuhat sırasında bir ara Kırkpınar'da güreş tutan gaziler yenik olanları ayırt etmek için sırtları yere değenleri yenilmiş kabul etmişti. Bu suretle çağdaş güreşin de özünü Seyyid Alî Sultan kurallaştırmıştır. Seyyid Ali Sultan Dergâhı, mücerret hilâfet dergâhıdır. Dergilerde rastlanan Seyyid Ali mahlâslı nefesler asla Seyyid Alî Sultan'a ait değildir. Seyyid Alî adındaki başka bir Bektâşî'ye aittir.


Alevîlik/Bektâşîlik araştırmacılığının dünya çapındaki uzmanı Ahmet Yaşar Ocak'ın bir başvuru kitabı olan Kalenderiler isimli kitabının gözden geçirilmiş ve genişletilmiş ikinci baskısında da konuyla ilgili çok önemli bilgiler mevcuttur. (Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sufilik: Kalenderiler (XIV-XVII. Yüzyıllar), Türk Tarih Kurumu, 1999).


Aynı isimli eserde sayın Ocak, konuyla ilgili özellikle arşiv belgeleri düzeyinde çeşitli yayınların daha önce yapıldığını belirtiyor. Bunun yanı sıra önemli bilgileriyle de bizleri aydınlatıyor.


Ayrıca Tarihçi Ahmet Hezarfen'in Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'nden yaptığı çevirilerle Dergâh hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz. Bunların bir kısmı da gerek kitaplarda, gerekse de Hacı Bektâş, Kızıldeli gibi dergilerde yayınlanmıştır.


Ahmet Hezarfen'in birçok belgesiyle birlikte dergahla ilgili birçok nokta aydınlatılmış oluyordu. Bir dergâhın yüzyıllar içindeki gelişim seyri de burada çok iyi tahlil edilebiliyordu.


Bizlerin en önemli isteği, tarihin sayfaları arasında kalan bilgilerin açığa çıkması ve tüm dünya insanlığının ortak mirası olan bilgilerden daha fazla istifade edebilmemizdir.
avatar
özlem

Mesaj Sayısı : 490
Kayıt tarihi : 17/02/09

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz